Ulukışla'ya gel.  Ulukışla'da kal.  Ulukışla'dan al.
         Ulukışla' da tarım yapmaya müsait toprakların bir bir satılması Ulukışla' nın geleceği için çok çok tehlikeli bir durumdur.
         Ulukışla ve Ulukışlalılık kültürünün kalıcılığı toprakların Ulukışlalılarda kalmasıyla mümkün olacaktır.
                                                                           

Ulukışla'nın coğrafik yapısı

     ULUKIŞLA’ NIN COĞRAFİ YAPISI     

 

Tren Ulukışlası, İç Anadolu bölgesinin Orta Kızılırmak bölümünde, Orta Toroslar kesiminin Medetsiz ve Bolkar Dağları arasındaki geniş bölümün hemen ağzında ve Aydos Dağlarının kuzey eteklerinde kurulmuştur. Yüz ölçümü 1502 km² olup,  34–30–16 doğu boylamı, 36–58–5 kuzey enlemi arasında yer alır ve deniz seviyesinden 1427 metre yüksekliktedir.Gelişmişlik yönünden incelendiğinde Ulukışla Türkiye genelinde 872 ilçe arasında 421’inci sıradadır. İlimiz Niğde ise 81 il arasında 49’uncu dur. İlçemiz, Ak denize 84, Ege denizine 549, Marmara denizine 529 ve Kara denize 444 Km. mesafededir. Gelişmiş bazı illere mesafesi ise, İstanbul’a 612, Ankara’ya 302, İzmir’e 653, Bursa’ya 555 ve Kocaeli’ne 531 Km. dir. Ayrıca, kara ve demir yolları ile ulaşımın çok kolay olduğu ender merkezlerden biridir.İlçemizin, güneyi Tarsus (Mersin), batısı Ereğli (Konya), doğusu Pozantı (Adana) kuzeyi ise Bor ve Çamardı (Niğde) ilçeleriyle çevrilidir. Bir başka anlatımla, Kayseri, Konya, Adana, Ankara gibi büyük şehirlerin birbirleriyle bağlantısını sağlayan kara ve demir yolları ağı, doğusu demir ve kara yolunun koyun koyuna ilerlediği dar vadiler, batısı Kardeşgediği Geçidi, kuzeyi Çaykavak Geçidi ve güneyi geçit vermeyen Toros dağları ile çevrilidir.

                                    

                                                              Ulukışla

  Ulukışlamız’ın yer şekilleri bakımından talihsiz bir bölgede konuşludur. Arazi yapısının % 67,3 dağlık       % 36,7 dalgalı (dağlık-kayalık-yamaç) ve % 3’ ü ise ovadan oluşmaktadır. Topraklarımızın büyük bir kısmı “III. Jeolojik” devirdeki Alp kıvrım sistemi içerisinde oluşan genç, dik ve hala yüksekliğini kaybetmemiş olan Toros dağlarının eteklerindedir. Arazi genellikle kalkerden oluşmaktadır. Kalker kolay eriyen bir taş olduğu için yer yer karstik yer şekillerine rastlanır. Genç kıvrım dağları oldukları için çetin doğa şartlarından fazla etkilenmemiş ve yüksekliklerini hep korumuşlardır. III. zamanın tam manasıyla yerleşmemiş olduğu ve zayıf noktalarına eski kütlelerle kaynaştıkları yara yerlerine rastlanmaktadır. Teknotik hareketlenmelerin olduğu dönemlerde kalkerin basınç ve sıcaklığın etkisiyle yarı mermer haline gelerek “meteformizma” ya (başkalaşma) uğradığı görülmektedir. Çiftehan bölgesinde sıcak su kaynaklarının yeryüzüne çıkma olanağına kavuşması “III. zamanda teknotik hareketlerin” olduğunu göstermektedir.  Çocuk iken bizzat gördüğüm ve annemin anlattıklarına göre Darboğaz Kasabamızın mezarlığına yakın bir kaynaktan sıcak su çıktığı burada kül ile çamaşır yıkadıkları ve bölgenin adına “Ilıca” dediklerini biliyorum. Buradan çıkarılacak sonuç şu olsa gerek. Toras Dağları silsilesinde, Bolkar’lar, Çiftehan, Darboğaz ve Şekerpınarı hattında, yöremizi ekonomik ve sosyal anlamda kalkındıracak sıcak ve soğuk (İçme suyu) su kaynaklarının tam manasıyla kullanılamadığı görülmektedir. Bu kaynaklardan hiçbir şekilde istifade edemeyen Ulukışla’dır!

Bolkar Dağları ve Karagöl

Bir rivayete göre; Karagöl civarında koyunlarını otlatmakta olan bir çoban kaybolur. Tüm aramalar ve bekleme süresine rağmen çoban bulunamaz. Sonra bu çobanın göle düştüğü tahmin edilir. Bu arada Şekerpınarı’ nın gözlerinden bir kaval çıktığı söylentisi dilden dile yayılır. Çobanın akıbetinin ne olduğu yavaş yavaş belirmeye başlar. Bunun üzerine bir deney yapmaya karar verirler. Karagöl’e bir kaç harar saman dökerler günler sonra samanlar Şekerpınarından çıkmaya başlar. Karagöl’den Şekerpınarı’na su akıntı yolunun olduğu anlaşılır. Çobana gelince, Karagöl çobanı derinliklerine çekmiştir.Bolkar Dağları, Niğde, Mersin ve Konya vilayetlerinin sınırları içerisindedir. En yüksek zirvesi 3.524 metre rakımlı teknotik bir dağ sırasıdır. Bolkar dağlarının en yüksek doruğu Medetsiz zirvesidir ve Ulukışlamız’ın 20 km. güneydoğusunda yer alır. Bu zirveden hangi yöne bakarsanız bakın Türkiyemiz’in tüm coğrafi güzelliklerine örnek bulabilirsiniz. Örneğin: Güney ve doğu yönlerinde Gülekboğazı vardır ki, tam manasıyla Karadeniz bölgesinin ormanlık örtüsünü görür gibi olursunuz. Batı ve kuzey kesimlerine bakıldığında ise İç Anadolu’nun yer yer kahverengi – kızıl, yer yer de bozkır ikliminin resmini görürsünüz. Havanın açık olduğu günlerde Medetsiz zirvesinden Hasan Dağı ve Aladağları net bir şekilde görmek mümkündür. Göllere bakıldığında Çinili Göl, Bolkar dağlarında bulunan buzul göllerinin en önemlisidir. 2.690 m. yükseklikte bir krater gölü olup, yüz ölçümü 25.000 m² dir. Halk arasında Dipsiz olarak bilinen gölün ölçülebilen derinliği yaklaşık 100 m. dir. Çinili Göl’ den hemen aşağıda 2.650 m. rakımlı Karagöl bulunmaktadır. Karagöl’ün çevresi yaz aylarına bile insanı üşütür. Ağustos ayında ısı 5°C derece civarında seyretmektedir. Kara Göl, aynı zamanda nesli tükenme noktasına gelen “Rona Holtzi” nin (Toros kurbağası) yaşam alanıdır.

Endemik canlı türlerinden Toros Kurbağaları (Rona Holtzi)

  Toros Kurbağası dünyada yalnız ülkemizde,  Ulukışla ilçesi sınırları içerisindeki Toros Dağları'nda 2560 m. yükseklikteki Karagöl'de yaşayan endemik bir türdür. Morfolojik özellikleri; vücut boyu 7,5 cm. kadar, derisi yumuşak, ince ve düz nadiren dişilerde siğiller bulunur. Baş yanlarındaki temporal şeritler barizdir. Erkeklerde iç ses kesesi bulunduğu için bunlar ova kurbağaları gibi ötmezler. Sırt taraf sarımsı kirli yeşil veya sarımsı pembe olup siyahımsı lekelidir. Bu lekeler arka bacaklar üzerinde de bulunur. Karın taraf genellikle lekesiz pembemsi bazen sarımsı nadiren de gri beyazdır. Biyolojik-çevrebilimle ilgili özellikleri; kenarları çayırlık dağ göllerinde yaşar. Dünyada bilindiği tek yer Bolkar Dağlarının 2560 m. rakımlı Karagöl'dür. Ayrıca bu gölden 100 m. daha yüksekteki ve daha küçük Çini Göl'de de çok ender olarak bulunmaktadır. Bu gölde ender olarak görülmesinin nedeni göl etrafındaki çayırlık kısmın yok oluşudur. Böylece çok sıcak yaz aylarında bile serinliğine doyum olmayan bu yüksek yayla gölünde yaşamlarını milyonlarca yıldan beri sürdürmektedirler.  Üremeleri; mayıs ayı sonundan itibaren ekim ayına kadar olan yaklaşık dört aylık bir zaman içinde aktif olan Toros Kurbağası, üreme biyolojisini tamamlamak zorundadır. Bir başka deyişle en fazla dört aylık bir zaman içinde çiftleşip yumurta bırakmak ve sezon sonuna kadar da iribaş denilen yavruların kuyruklarını kaybederek küçük kurbağa haline gelmeleri gerekmektedir.   Üreme zamanının kısalığı nedeniyle bir tarafı henüz buzlu olan gölün erimiş kısımlarında zaman zaman 14–16 erkek kurbağanın bir dişiyi yumurtlatmak üzere kucakladığı tespit edilmiştir.” Bu bölgeler doğa sporları için çok müsaittir. Sayısız mağara ve kalyonlar ilgi ve alaka ile ülke ekonomisine ve yöre insanına katkıda bulunmayı beklemektedir. Yıllar önce Darboğaz kasabamıza yapılan otel şimdilerde kara bir görüntü olarak çürümeye bırakılmıştır. Ne acıdır ki,  bölge devlet desteğinden mahrum bırakıldığı için Ulukışla ve Darboğaz bu konuda da öksüz kalmıştır.Ulukışlamız’da İç Anadolu’nun kara iklimi hâkimdir. Yıllık sıcaklık ortalama 10 °C, yüksek sıcaklık 16 °C, en düşük sıcaklık ise - 27 °C dir. Kış aylarında orta şiddetinde don olayı meydana gelir ve toprağın 15 ile 25 cm. derinliğine iner. Yıllık yağış tutarı 362 mm. İklimsel yağışların tümü görülür. Karlı günler sayısı 57 gün, kar kalınlığı ise, şehir içinde 50 cm. yi bulur, bu ölçü dağlarda iki katına çıkar. Ortalama nem oranı 62.2 değerinde, açık günler sayısı 128 iken kapalı günler sayısı 237 gündür. Rüzgâr kış günlerinde keşişleme, yaz günlerinde ise batı rüzgârlarıdır. İlçemizin kuzeyinde bulunan dağların çıplak oluşu aşırı yağışlarda sel taşkınlarına neden olmuştur. Özellikle, Cehri Dağı’nın doğusu, Çakılca ve Kara Tepe tarafından gelen su taşkınları her zaman tehlikeli olmuştur.Topraklarımızın verimsizliği ve bölgenin su potansiyelinin yetersiz oluşu sulu tarımı kısıtlamıştır. İlçemizin batısında yer alan dağlık ve ovalık bölgelerde arpa, buğday ve nohut gibi ürünler yetiştirilirken, güney bölgesinde sulu tarıma müsait olan az miktarda bağ ve bahçelerde her türlü meyve ve sebze yetiştirilmektedir. Alpağut bağlarında çok az da olsa bağcılık devam etmektedir ki, üretilen üzümler ticarete değil sadece üretenin evinde tüketilmektedir. Eskiden yapılan bağ ve bahçecilik artık bitme noktasına gelmiştir. Zamanında İlkbahar-yaz aylarında bostan eken ve bostanlarının başında yayla yapan ailelerin çocukları şimdi büyümüşler ancak, zamanın şartlarına yenilmiş, ebeveynlerinin mirasına sahip çıkamamışlardır. Arazilerin miras yolu ile bölünmesi tarım alanlarını küçültmüştür. Hepimiz hatırlarız; tren yolunun altındaki bahçeleri ve bahçeyi beklemek için ev haline getirdiğimiz, yattığımız, kalktığımız, hayatı paylaştığımız Ulukışla haymalarını. (Açıkça söylemek gerekir ise,  bir iki istisna arazi dışında Ulukışla merkezi ve yakın çevrelerinde toprak verimsizdir, meyve yetişmez yapılması gereken hayvancılığa dönük yatırım yapmaktır.) İlçemizde, son yıllarda kiraz ve elma bahçeleri oluşturulmaya başlanmıştır.

            Elma                                            Yeşil Fasülye                                          Ceviz

Ulukışla'nın köylerinde yetiştirilen sebze ve meyvelerden görüntü

Darboğaz, Kılan, Alihoca kirazları piyasanın en lezzetli kirazlarının üretildiği beldelerdir. (Tarihini hatırlamıyorum, Hürriyet Gazetesinde verilen bir habere göre; “İngiltere kraliyet sofrasında Darboğaz Kirazı” başlıklı bir yazı vardı.) Maden köyünün fasulyesi değerlendirilmeyi beklemektedir. Hemen yanımızda  bulunan Beyağıl,Eminlik ve Hüsnüye Köylerimizin lahana yetiştiriciliği hala devam etmektedir. Kiraz, üzüm, elma, lahana, arpa, buğday, nohut vb. ürünlerin kooperatif marifetiyle iç ve dış piyasaya sunulması bölge ve bölge insanına ekonomik olarak girdi sağlayacaktır. Ancak, burada yetiştiricilerin cesaretsiz olduklarını söylemek sanırım doğru olur. Örneğin: Niğde yol çatı dediğimiz bölgeye yaş-kuru sebze ve meyve işleme, paketleme ve soğuk hava tesislerinin hala kurulamamış olması, bölge potansiyelinin Adana, Konya, Antalya ve Kayseri gibi şehirlere “Ben yiyemedim al sen ye” denmesi gibidir. (Bu konuda da, ”Ne olacak bu memleketin hali” başlıklı yazımda genişçe yer vereceğim.) 

 

      Kuru Fasülye                         Lahana                                Kara Üzüm

Ulukışla ve köylerinde yetiştirilen sebze ve meyvelerden örnekler

 Ulukışla merkezinde hayvancılık artık yok olma noktasına gelmiştir. Yaklaşık 25-30 yıl öncesine kadar büyük ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ile geçimini sağlayan birçok aile olmasına rağmen şimdilerde çok az kişi bu işe devam etmektedir. Özellikle küçükbaş hayvan besiciliği sıkça yapılmakta iken, ilaç ve yem gibi temel ihtiyaçların maliyeti arttırması tarım ve hayvancılığı bitirme noktasına getirmiştir.

 

 Ülkemizde,hükümetlerin yanlış politikaları sonucunda hayvancılık bitmiş, Ulukışla'da bu olumsuzluktan etkilenmiştir. 

      Et, süt ve süt ürünleri sektöründe yerli ve yabancı firmaların dev tesisler kurarak maliyeti aza indirmesi münferit hayvancılığı öldürmüş, üretici ile girdiği haksız rekabetten galip çıkmıştır. Bu alanda devletin ihmali olsa da zaman zaman kredi teşvikleriyle bölgenin tarım ve hayvancılığına katkı sağladığını da göz ardı etmemeliyiz. Altay köyünde yapılan hayvancılık ve buna bağlı olarak yapılan dericilik işleri son yıllarda İstanbul ve Bursa illerine kaymış, Bajdarlık mevkisine kurulan tavuk üretme tesisleri ise ilçemize az da olsa hareketlilik kazandırmıştır. Sonuç olarak, Ulukışla ve köylerinde hayvancılık babadan kalma misali her geçen gün azalarak devam etmektedir.     

 

    Ulukışla’mızın güneyi ve güneybatısı maden yönünden oldukça zengindir. MTA Genel Müdürlüğü verilerine göre özellikle, Toros dağlarının etekleri çıkarılmayı bekleyen değerli madenlerle dolu. Sıcak su kaynakları ile jips madeni kullanılmaya devam etmektedir. Bir zamanlar Azot Sanayi tarafından işletilen ve 500 ton/gün kapasite ile çalışan jips işletmesinin kapatılması bölgemizin ekonomisine ağır bir darbe indirmiştir. Maden Teknik Arama Genel Müdürlüğü verilerine göre Ulukışla ve yakın çevresinde tespit edilen maden rezervleri aşağıda verilmiştir.

 

 

Ulukışla ve Yakın Çevresinin Maden Rezervi

 

ALTIN-GÜMÜŞ ( Au-Ag)
Ulukışla-Bolkardağ Sahası
Tenör: 8 gr/ton Au, 273 gr/ton Ag
Rezerv: 175 000 ton görünür rezerv.
 
Ulukışla-Bolkardağ Sahası
Tenör: 3.12 gr/ton Au, 140 gr/ton Ag
Rezerv: 152 000 ton görünür rezerv.
 
BAKIR-KURŞUN-ÇINKO ( Cu-Pb-Zn )
Ulukışla-Çiftehan, Bolkardağ, Koçak Köyü
Tenör: % 2.3-3 Pb, % 5.5-7.5 Zn, % 0.1-0.3 Mo, % 0.25 Ni, % 0.45 Cu (95 gr/ton Ag değeri bilinmektedir)
Rezerv: 109 000 muhtemel, 750 000 mümkün
 
DEMIR ( Fe )
Ulukışla-Koçak Sahaları
Tenör: % 32-50 Fe2O3
Rezerv: 353 000 ton görünür + muhtemel. Yatakta sülfo-arsenikli ve sülfürlü cevherler de görülmektedir. Üretim yoktur.
 
JIPS ( Jips )
Ulukışla-Darboğaz Sahası 
Tenör: % 99.65 CaCO3. 2H2O
Rezerv: 150 000 000 ton jeolojik
 
MOLIBDEN ( Mo )
Bolkardağ-Sulucadere Sahası
Tenör: % 0.2 Mo
Rezerv:
 
NIKEL ( Ni )
 
Ulukışla-Suluocak zuhuru
Tenör: % 0.2 Ni
Rezerv:
MADENİN CİNSİİLÇEKÖY / MEVKİ
METALİK MADENLER
Bakır    Ulukışla         Kayserinin dere
Cu - Pb - Zn    Ulukışla         Maden köyü, Sulucadere
Demir    Merkez         Yumru tepe
Demir    Ulukışla         Koçak Köyü
Krom    Merkez         Karatepe
ENDÜSTRİYEL HAMMADDELER
JipsUlukışlaDarboğaz,  Zeyve Gediği, Ulukışla güneyi, Acıpınar
Tuğla-KiremitUlukışlaEmirler

Jeotermal Envanteri

İLÇE

KÖY 

DİĞER BİLGİLER
UlukışlaÇiftehan

Kalsiyumlu, sodyumlu, sülfatlı, klorürlü sıcak su

Niğde ve Ulukışla’nın Yer Hreketleri 
 
 Niğde ili  yer hareketlenmeleri konusunda riski az olan bir bölgedir. İlçemiz Ulukışla ve Niğde 4. derece deprem kuşağında yer almaktadır. Çiftehan Kasabası 3. derecede riskli bir bölgedir. Zira kaplıcalara kaynak sağlayan sıcak su akıntıları faylar arasından sızmaktadır. Fay hatları, hepimizin malumu olduğu üzere depremin hareket yönünü belirleyen unsurdur. Bu arada Darboğaz Kasabasında da eskiden sıcak su kaynağının olduğunu belirtmiştim. Çiftehan’nın risk grubuna Darboğaz Kasabamızı da ekleyebiliriz.   

Niğde ve Ulukışla İlçesinin Deprem Risk Haritası

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
                                                         Ertuğrul SAYIN
Yararlandığım Kaynaklar
1.Niğde İl yıllığı
2.Vikıbedi
3.Maden Teknik Arama Genel Müdürlüğü
4.Tülin SAYIN  G.Ü. Bitirme Tezi (1995)

Yorumlar - Yorum Yaz


Sensiz asla!

fbml kodları - fbml kodu - fbml kodu ekle - html kod html kodları - sitene kod ekle - site kodları - facebook fbml - fbml - www.fbmlkodlarimerkez.blogspot.com

Anket
Ulukışla'nın gelişimi bakımından yeni belediye başkanına güveniyor musunuz?
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam15
Toplam Ziyaret213272
Hava Durumu
Anlık
Yarın
9° -2°
Takvim